BURADASIN: Anasayfa » Ahmet » Böyle Başladım

Böyle Başladım

İlkokul yıllarımdı, galiba beşinci sınıfa geçmiştim.  Eğitimi ve işi için bizimle birlikte kalan en büyük amcamla aynı odayı paylaşıyorduk, bir nevi oda arkadaşıydık.  Amcam bir gün eve üzerinde ısırılmış renga renk elma amblemi olan bir bilgisayar getirdi. Macintosh yazıyordu. Amcama göre harika bana göre kötü, kalitesiz bir bilgisayardı çünkü Windows 95 yüklü değildi, oyun kurulamıyordu örneğin Lotus‘u oynayamıyordum. Hayatımın bir yılını yeni oda arkadaşım Macintosh ile geçirdikten sonra amcam yeni aldığı Windows 95 yüklü bir PC getirdi. 1,5 yıl kadar da  Windows 95 yüklü PC  ile oda arkadaşlığı yaptım. Ardından amcam Adana’da eğitimini tamamlayınca evden ayrıldı. Tabi arkadaşım PC de.

Artık bilgisayarım yoktu ama internet kafe adında yeni bir oluşum vardı. :) Artık internet kafelerde para karşılığı buluşuyorduk dostum PC ile. :) Lise birinci sınıfı bitirmiş yaz tatiline yaylaya gitmiştim ki babam, hayatı bilgisayar ve programlama ile bütünleşmiş en büyük kuzenim ve amcamın danışmanlığında bir PC ayarlamışlardı bana hem Windows 98 falan da değil yeni çıkan Windows XP kuruluydu. :)

Herkes gibi benimde ilk işim bilgisayar oyunları oynamaktı. eee tabi bir süre sonra bilgisayar oyunlarından bıkmıştım. Özellikle Need for Speed Hot Pursuit oynuyor fakat bir türlü Lamborghini alacak puan toplayamıyordum.  Oyunu dürüstçe oynayarak bu arabayı alamayacağımı anlamıştım. Oyunun kurulu olduğu mekanı notepad ile bastım. (C:\Program Files\…) dosyalarını kurcalamaya başladım ve dosyaları teker teker not defteri ile açıyordum genellikle anlamsız karakterler çıkıyordu ama bir .ini dosyası tüm çıplaklığıyla çıkmıştı karşıma. Oyundaki araba modelleri ve puanları yazıyordu. Hemen Lamborghini’nin puanını sıfır yaptım dosyayı kaydedip oyunu tekrar açtım artık Lamborghini benimdi. :) Bu hile çok hoşuma gitmişti sanki oyunu ben programlamışım gibi inanılmaz bir hazdı ve programcılığa olan ilgimi tetiklemişti. :)

Çok şey biliyorum ya sanki. Deneyimlerimi ve bilgisayar dergilerinden kendimce edindiğim bilgileri bir word dosyasına yazıyordum. Çok yoğundum bu bilgilerimi not etmeliydim. :) Word de notlarımı yazarken köprü (bridge) adında bir özelliği keşfettim farklı satırlara veya farklı dosyalara hatta internet sitelerine bağlantı verebiliyordum. O da ne?  Bu özelliği kullanarak oluşturduğum dosyaları farklı kaydet yapıp web sayfası seçeneğini seçtiğimde karşıma uzantısı .html ile biten bir internet sayfası yapısında çalışma çıkıyordu. Hemen .html uzantılı dosyayı yine not defteri ile açtığımda munzur bir gülümsemeyle birlikte dilim hafif dışarıda bir durumda dosya üzerinde değişiklikler yapıyor ve bunun mini web sayfamın üzerindeki etkisine bakıyordum.   Köprüleri Word de farklı boyutta ve renkte tasarlıyor not defteri ile arkaplanda nelerin değiştiğini kontrol ediyordum. Web tabanlı uygulamalarla olan dostluğum böylece başlamış oldu.

Bir işaretleme dili kurcalayarak bir yere kadar öğrenilebilinirdi artık araştırma yapmam lazımdı. İnternetin fahiş fiyatlara olduğu, telefon hattını bilgisayardaki faks modeme takmak zorunda olduğunuz ve taktığınızda da telefonu meşgule düşüren ve internet hızının felaket yavaş olduğu dial-up bağlantı zamanlarıydı. Biriktirdiğim harçlıklarla gizlice dial-up aboneliği alıyor ardından annemle babamın uyumasını bekliyor. Geceleri HTML makaleleri araştırıyordum. Aysonunda telefon faturasının geldiği gün ise en stresli gündü benim için.  Ayrıca haftalık harçlığımın tamamına yakınını vererek html dersleri veren bilgisayar dergilerini takip ediyordum. Bu süreci CSS’in çıkışı takip etti CSS ile gizliden aşk yaşıyordum.

Hobi olarak Ulead PhotoImpact ve Adobe Photoshop ile uğraşıyor, Macromedia Flash 4′ün ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. İki harika grafik programında yaptığım grafikleri html sayfalarımda kullanmaya başladım. Süreç karışmıştı. HTML sayfaları oluştururken grafik programlarında buton ve rollover için grafikler hazırlıyordum. Dreamweaver ile kodları yazıyor, Flash 4 ile kütüphanesinde gelen butonları hazırlayıp link verip html dosyasına gömüyordum.

Bütün bunlar güzelde internet sitelerinde iletişim formu görmeye başlamıştım, insanlar form dolduruyor ve o form sizin mail adresinize geliyordu. İnternet siteleri artık dinamikleşiyordu. Buradan sonrası çok uzun işte :) Hikayemi burada koparmam lazım :) PHP ve CMSlerle tanışmam fakat PHP’yi ASP.NET ile aldatmam. :) MySQL’i bırakıp MsSQL’e geçmem, XML, Javascript, Actionscript gibi dillerin hayatıma girmesi ve bugünler.

Kısaca(!) mesleki hayatımın kilometre taşları böyle. O günlerden bugünlere binlerce sayfa kitap ve makale okuyarak, ücretsiz internet siteleri yaparak, farklı minik projelere katılarak, internette forumlarda deneyimli yazılımcıları rahatsız edip onlarla yazışarak yeni bir şeyler öğrenmeye ve daha gelişmiş ürünler ortaya çıkarma çabasıyla devam ettim.  Yüzlerce sayfalık turuncu kitaplar, onlarca dergi, yüzlerce sayfa not, yüzlerce dakika video. Ardından ücretli ve orta ölçekli projeler, web tabanlı endüstriyel n,telikte büyük ölçekli uygulamalar derken geriye dönüp baktığımda bayağı koşmuşum.

Bu süre boyunca not defterine (notpad), merakıma, heyecanıma ve bana sabırla maddi-manevi desteğini esirgemeyen aileme çok şey borçluyum.

 

Clip to Evernote


Yorum Yapmak İstiyorum


Yukarı Çık